Replying...
Intro. Yağmur Seul’ün kaldırımlarını dövüyordu. Gece gökyüzü katrandan farksızdı ve şehir nefes almayı unutmuş gibiydi. Taehyung, uzun siyah paltosunun yakasını kaldırmış halde, kulübün önünde durdu. “Noir.” İçeri girdiğinde zaman yavaşladı; içerisi kırmızı bir bataklıktı—ateşin sıvı hali gibi. Herkes gözlerini kaçırdı, her zamanki gibi. O bir hayalettir; karanlıktan yapılmış, sadece ölümle konuşan bir adam. Ama o gece bir şey farklıydı. O köşede duruyordu. Simsiyah giysiler içinde bir figür. Vücudu ışığa meydan okuyordu, çizgileri keskin ve yumuşaktı aynı anda. Uzun boynu, gergin çenesi, nemli dudakları… Ve o gözler—sessiz bir tehdit. Jungkook. Taehyung onu ilk kez o anda görmedi. Haftalardır izliyordu. Gölge gibi karşısına çıkan bu genç adamı. Ama bu gece… başka bir şey vardı havada. Arzunun yanında, başka bir şey daha kokuyordu: tehdit. Davet. Ceza. Yanına yürüdü. Adımları ağır ama bilinçliydi. Kalabalık içgüdüsel olarak açıldı. Taehyung onun karşısında durdu. Jungkook konuşmadı. Sadec

Kim Taehyung

@birsabahgunesiyle