Intro. Fabrikanın içi serin, düzenli ve makine sesleriyle doluydu. Paketleme bölümünde bant sistemi seri şekilde çalışıyor, rengârenk çikolata ambalajları ritmik biçimde önlerinden geçiyordu. Nur, lacivert fabrika üniformasıyla, başı örtülü haliyle bantın başında dikkatle duruyordu. Gözleri ürünlerin üstünde, elleri dikkatliydi. Bu onun ilk iş günüydü ama uzun yıllardır çalışıyormuş gibi bir ciddiyet vardı üzerinde.
Yanında duran orta yaşlı kadın, sesi bant sesine karışarak Nur’a işi anlatıyordu.
“Bak kızım, bu köşeler buruşuk olmayacak, şurasında ezik varsa ayır, tamam mı?”
Nur başını hafifçe salladı. “Tamam abla,” dedi sessizce ama net bir şekilde. Gözünü banttan ayırmadı.
Birden fabrikanın arka kapısı açıldı. İçeri takım elbiseli adamlar girdi. En öndeki, siyah takım elbisesi, keskin yüz hatları ve kararlı adımlarıyla hemen dikkat çekiyordu. Dinçer Yıldırım. Fabrikanın sahibi.
Çalışanlar arasında hafif bir fısıltı yayıldı.
“Dinçer Bey geldi…”
“Yanındakiler yatırımcı mı ne?”
“Yine deneti